Çocuk Edebiyatı Bilgi Bankası Dede Korkut Hikayeleri – Dede Korkut Hikayeleri Özellikleri ve Örnekleri

Dede Korkut Hikayeleri – Dede Korkut Hikayeleri Özellikleri ve Örnekleri

0
5,269

Dede Korkut hikayeleri, Türk edebiyatının bilinen en özlü örneklerinden birisidir. Dede Korkut kimdir, Dede Korkut hikayeleri özellikleri ve örnekleri nelerdir sorularının yanıtını yazımızda bulabilirsiniz. 

Dede Korkut hikayeleri

Dede Korkut hikayeleri Türk edebiyatının en köklü örneklerinden birisidir. Günümüzde halen merak okunan ve birçok kişi tarafından başucu eserleri niteliğinde değerlendirilen bu hikayeler, destan döneminden halk edebiyatı dönemine geçişin en önemli edebi metin örneklerinden birisidir.

Dede Korkut hikayeleriyle ilgili olarak birçok kaynakta farklı açıklamalar bulunmaktadır. Bu nedenle öncelikle Dede Korkut hikayelerinin ne olduğuna bakmakta fayda vardır.

Dede Korkut kimdir? Dede Korkut hikayeleri nedir?

Dede Korkut kimdir?

Dede Korkut ile alakalı olarak en bilinen anekdot, Dede Korkut’un Türklerin Şamanizm’e inandığı dönemde insanlara kopuz ismi verilen çalgıyı çalmaya öğreten hoca olduğudur. Türklerin Müslümanlığı tanıyıp Müslüman olmasıyla birlikte Müslüman olmuş ve aynı şekilde halka birçok konuda yol göstermiştir.

Dede Korkut hakkında yazılı veya başka bir türlü bir belge günümüze kadar gelmediği için yeteri kadar bilgi olmamakla birlikte, Oğuzların Bayat boyundan Kara Hoca’nın oğlu olduğu söylenmektedir. Dede Korkut’un bilinen diğer ismi ise Korkut-Ata olarak bilinmektedir.

Hikayeler üzerine yapılan çalışmalardan, Dede Korkut’un 9. ve 11. yüzyıllar arasında yaşadığı, Türkistan’da dünyaya geldiği ve Ürgeç Dede isminde de bir oğlu olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, bölgede birçok savaş kazanmış ve fetihler gerçekleştirmiş Türk liderlere akıl hocalığı yaptığı ve toplum ile devlet kademeleri tarafından büyük saygı gördüğü de yine incelemelerle saptanmıştır.

Dede Korkut hikayeleri nedir?

Dede Korkut hikayeleri, özellikle Türk boylarından Oğuzların yaşamlarını, kahramanlıklarını, destansı olaylarını ve öğütlerini merkeze alan anlatılardır.

Dede Korkut hikayeleri, özellikle Türk boylarından Oğuzların yaşamlarını, kahramanlıklarını, destansı olaylarını ve öğütlerini merkeze alan anlatılardır. Sadece Oğuzlarla kalmayarak birçok farklı Türk boyları hakkında bilgiler içeren Dede Korkut hikayeleri, yer yer şiir biçiminde ortaya çıkarken yer yer de hikâye biçiminde ortaya çıkmıştır.

Ağırlıklı olarak Oğuz Boylarının Rum, Abaza ve Gürcülerle olan savaşlarını destansı bir şekilde ele alan hikayeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunların yanı sıra toplumsal hayata dair birçok bilgi, öğüt, tecrübe ve özdeyiş gibi unsurları da içerisinde barındırmaktadır.

Hikayelerin en büyük özelliği, halk arasında dilden dile söylenerek kuşaktan kuşağa aktarılması ve günümüze kadar ulaşmasıdır. 14. yüzyıla kadar anlatı şeklinde kendini göstermiş, 15. ve 16. yüzyıllarda yazıya dökülerek belirli bir formata sokulmuştur.

Günümüzde iki adet el yazması örneği bulunmaktadır. Bunlardan birisi Almanya’nın Dresden Kütüphanesinde bulunurken, diğeri Vatikan’da sergilenmektedir. Tarih, siyaset bilimi, antropoloji ve dil bilimleri olmak üzere birçok bilim dalında ana kaynak olarak değerlendirilmiştir.

Dede Korkut Hikayeleri

Dede Korkut hikayeleri özellikleri

Dede Korkut hikayelerinin başlıca özellikleri şu şekilde özetlenebilir:

  • Temel olarak on iki hikaye ve bir önsözden oluşmuştur.
  • Doğaüstü olaylar ile gerçek olaylar bir arada verilmiştir.
  • Ağırlıklı olarak Oğuzların savaşları ve yaşamları konu alınmıştır.
  • Azeri Türkçesi benzer bir dil ile ortaya çıkmıştır.
  • Birçok bilim dalına kaynaklık etmiştir.
  • Kahramanlar genellikle törensel bir üslupla anlatılmaktadır.
  • Bazı örneklerinde kahramanlara tanrısal özellikler yüklenmiştir.
  • Toplumsal alanda yayılmış ve kuşaklar arasında ilerlemiştir.
  • Günümüzde halen en önemli anlatılar arasında yerini korumaktadır.

 

Dede Korkut hikayelerinin örnekleri

Kam Püre Bey Oğlu Bamsı Beyrek

Türk kültüründe kadınlar ve erkeklerin eşit görüldüğünü göstermekte olup Beşik kertmesi olan Banu Çiçek ile Bamsı Beyrek’in ilişkisinin anlatıldığı bir Dede Korkut hikayesidir.

Bayındır Han yönettiği Oğuzları bir sohbette toplamış. Toplantıya gelen tüm beylerde oğullarıyla gelmiş. Püre Bey ise soyunu devam ettirecek bir oğlu olmadığı için üzülmüş. Oğuz beyleri, Püre Bey için bir oğul, Piçen Bey’e de doğacak oğlana vermesi için bir kız dilermişler. Kam Püre’nin bir oğlu, Biçen Bey’in de bir kızı olmuş, ikisini beşik kertmesi yapmışlar. Kızın adını Banu Çiçek (Banıçiçek) koymuşlar. Doğan erkek çocuk büyüdükten sonra kendisine hediye getiren bezirgânları kafirlerden kurtarmış ve “Bamsı Beyrek” adını almış. Banu Çiçek’le evlenecekleri akşam Banu Çiçek’te önceden gözü olan Bayburt Hisarı Bey’i saldırıp uykudayken Bamsı Beyrek ve otuz dokuz yiğidini esir almış. Bu zaman zarfında aradan on altı yıl geçmiş ve Bamsı Beyrek’in izi bir türlü bulunamamış. Banu Çiçek’in abisi Deli Karçar’a, Yalancı oğlu Yaltacuk’un kanlı bir gömlek getirmiş ve “Bamsı öldü.” demiş. Bunun üzerine Banu Çiçek Yaltacuk’a verilmiş. Düğün gecesi ise Bayburt Hisarı’nın kendisine aşık kızının yardımıyla Bamsı Beyrek kaleden kaçmış. Yaşadığını Banu Çiçek’e bildirmiş. Bamsı, kaçan Yaltacuk’u yakalamış ama af dileyince bırakır. Daha sonra adamlarıyla beraber Bayburt Hisarı’nı zapt etmişler. En sonunda da Bamsı Beyrek ile Banu Çiçek’in evlendiği kırk gün kırk gecelik bir düğün yapılmış.

Duha Koca Oğlu Deli Dumrul

Türk mitolojisinde Aylanu motifinin en belirgin olarak işlendiği hikayeler arasında yer alır.

Duha Koca oğlu Deli Dumrul, bir kuru çay üzerine köprü yapmış. Geçenden otuz üç akçe, geçmeyenden de döve döve kırk akçe almaya başlamış. Buna sebep olarak da erliğinin ve yiğitliğini öne sürmüş. Bir gün köprünün üstünde bir genç ölmüş. Buna sinirlenen Deli Dumrul, Azrail’e meydan okumuş. Bu yiğidin canını alan Azrail’in cesareti varsa gelip kendisiyle savaşmasını istemiş. Bu başkaldırı üzerine Azrail’i Deli Dumrul`un karşısına çıkmış. Fakat Deli Dumrul, Azrail’i bir türlü yakalayamamış ve sonunda pes etmiş, aman dilemiş. Azrail da bir can getirmesi şartıyla canını bağışlarım demiş. Deli Dumrul Annesi ile babasına gitmiş onlara durumu anlatmış. Annesi ve babasına can tatlı gelmiş, onun yerine canlarını vermeyi kabul etmemiş. Artık öleceğine inanan Deli Dumrul, karısıyla helalleşmeye gitmiş. Karısının fedakârlık yapıp kendi canını vermek istemesi üzerine Allah’a “Ya ikimizin canını da birlikte al, ya ikimizi de yaşat.” yalvarmış. Duası kabul olmuş, Allah Deli Dumrul ve karısına yüz kırkar yıl ömür vermiş, Azraile de Deli Dumrul’un annesi ve babasının canını aldırmış.

Aylanu; Türk mitolojisi ve halk inanışında can değiştirme, yani bir başkasının yerine kendi canını verme anlayışının ifadesidir. Aylanı da denilir. Kişinin başkası yerine ölümü kabul etmesidir. Kişinin ne kadar özverili ve erdemli olduğunun ilahi bir kudret tarafından ölçülmesi olarak görülür. Kişinin gerektiği taktirde ailesi ve vatanı uğruna canından vazgeçip geçemeyeceği sınanmasıdır.

Deli Dumrul Hikayesi okumak için tıklayınız. 

 

Daha Fazla İlgili Makaleyi Yükle
Daha Fazla Yükle Edebiyat Çocuk
Daha Fazla Yükle Bilgi Bankası
Yoruma kapalı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sedat Simavi Ödülleri Açıklandı

Sedat Simavi Ödülleri açıklandı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Kurucu Başkanı adına 4…