Çocuk Edebiyatı Hikayeler Çocuk Hikayeleri Gökkuşağı /Gönül Açan Öyküler

Gökkuşağı /Gönül Açan Öyküler

0
31

Gökkuşağı… Gönül Açan Öyküler…. Ebru Alemdağ… Hayatı anlatan öyküler… En güzel öyküler… Hikaye örnekleri… Hikayeler… Öykü örnekleri… Çocuklar ve yetişkinler için öyküler… Hayata dair öyküler… Edebiyat Çocuk‘ta bugün…

Gökkuşağı

Gökkuşağı /Gönül Açan Öyküler

Günün birinde tüm renkler bir tartışmaya tutuşmuşlar. Hikâye bu ya! Hepsi de dünyanın en güzel, en faydalı, en önemli, en zeki ve en çok sevilen rengi olduğunu iddia ediyormuş. Yeşil atılmış hemen:

“Tabi ki en önemliniz benim. Ben hayatın rengiyim. Çimenler, ağaçlar, yapraklar benim rengimde. Ben olmasam hayvanlar ölür, insanlar nefes alamayacak hale gelir. Dağlar ve kırlar hep benim rengimle donatılmış.” derken Mavi girmiş araya:

“Her şey yeryüzünden ibaret değil! Bir ye gökyüzüne ve denizlere baksan diyorum. Hayatın temeli olan; okyanusları, denizleri dolduran su değil midir? Gökyüzüne baktığında huzurla dolarsın. Bunların hepsi benim rengimde. Ben olmasam, benim sağladığım huzur olmasa yeşil neye yarardı ki!” Sarı dayanamamış bu sefer:

“Siz şaka mı yapıyorsunuz? Dünyadaki neşenin, mutluluğun, sıcaklığın rengiyim ben. Güneş, ay, yıldızlar hep benim rengimde. Ben olmasam; mutsuz, neşesiz, güneşsiz sararıp solardınız.” Turuncu girmiş araya bu sefer de:

“Ben sağlığın ve gücün rengiyim. Beni öyle her yerde bulamazsınız; insan hayatının ihtiyaçları benden sorulur. En önemli vitaminleri ben taşırım. Portakal, mandalina, havucu bir aklınıza getirin derim! Öyle fazla ayakaltında dolaşmam. Özelimdir ben! Gündoğumu ve günbatımında gökyüzünü doldurduğumda; güzelliğimle insanların gözleri kamaştığında; başka hiçbir renk akla gelmez!” Kırmızı sinirle konuya girmiş:

“Hepinizden üstünüm ben. Hayat suyu olan kan, benim rengimde. Her zaman bir dava için can vermek benim görevim. Cana kan taşırım. Ben olmasam dünya bomboş ve ıssız kalırdı. Hiçbir canlı yaşamazdı. Ben olmazsam; tutku da aşk da olmazdı. Kırmızı gül de kırmızı karanfil de benim rengimde!” Eflatun artık zamanının geldiğini anlayarak konuya girmiş:

“Gücün ve iktidarın rengiyim ben. Krallar, sultanlar hep beni seçmiştir. Otorite ve bilgelik benden sorulur. Ben hiç sorgulanmadan dinlenip; itaat edilen rengim…” Sonunda lacivert de bir şeyler söylemenin zamanı geldiğini düşünerek başlamış konuşmaya:

“Hey! Bana bakın bir de! Sakinliğin ve sessizliğin rengiyim ben. Beni öyle herkes fark edemez. Ama ben olmazsam hepiniz yapay kalırsınız. Çünkü ben düşüncenin simgesiyim; alacakaranlığın ve derin sular benim rengimde. Denge ve zıtlık için de; dua ve iç huzur için de bana muhtaçsınız.”

Renkler, kendilerini överek üstünlüklerini ispatlamaya çalışırken olay kavgaya dönüştü. Bağrış çağırışlar havada yükseldi. Birden bir gök gürültüsü duyuldu sonra. Yer gök inledi ve parlak bir şimşek çaktı.

Ardından da yağmur yağmaya başladı. Sürekli ve hızlı şekilde düşüyordu damlalar… Renkler kavgayı bırakıp korkuyla büzüştüler. Gürültüler içinde yağmur, konuşmaya başladı:

“Aptallık etmeyin ey renkler! Kavga edip durmayın. Her biriniz özelsiniz ve özel amaçlar için varsınız. Her biriniz eşsiz olduğunuzu bilmiyor musunuz? Neden birbirinize hükmetmenin derdine düştünüz? Hepiniz el ele verin ve bana gelin. Haydi! Çabuk olun şimdi tam da zamanı!”

Renkler yağmurun sözünü dinledi ve el ele verip birleşti. Yağmur, sözlerine devam etti:

“Bundan sonra ne zaman yağmur yağarsa, sıra sıra gökyüzünde bir kuşak gibi dizilecek ve birlikte barış içinde yaşayabileceğinizi herkese göstereceksiniz. Gökkuşağı; barışın, dostluğun, sevginin ümidi olacak ve insanlar sizi her gördüklerinde bunu hatırlayacaklar.”

Gönül Açan Öyküler isimli kitabı satın almak için tıklayınız.

Daha Fazla İlgili Makaleyi Yükle
Daha Fazla Yükle Edebiyat Çocuk
Daha Fazla Yükle Çocuk Hikayeleri
Yoruma kapalı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

20. Çocuk Tiyatro Festivali Başlıyor

20. Çocuk Tiyatro Festivali başlıyor. Kadıköy Belediyesi… Tiyatro… Çocuk tiyat…